İstanbul Boğazı’nda yelken yapmak neden çok özeldir?
Öncelikle boğazın kuzey-güney yönündeki konumu ve boğaz suları ile karaların arasındaki ısı farkı, İstanbul Boğazı’nı her an rüzgarlı bir bölge haline getirmektedir. Bu çok az bulunan bir özelliktir. Ayrıca mevcut güçlü akıntılar, her tecrübeli yelkencinin keyif aldığı, bir yelken yarışının zaten çok renkli ve stratejik olan yanlarını daha da zenginleştiren ve kazanmayı daha zorlaştıran diğer bir unsurdur.


Genelde akıntılı olan günlerde; ana boğaz akıntısı Karadeniz’den Marmara’ya doğru akar. Çok rüzgarlı günlerde, bu akıntının sürati 3-4 deniz miline kadar çıkar. Ancak akıntı tek yönlü değildir. Boğazın ortasında düz alanlarda hep güneye doğru olan akıntılar, burunların arkasında boşluklarda ters dönüp tekrar kuzeye doğru akarlar. Tekneler kuzeye doğru giderken hep sahil kenarındaki boşluklara sığınıp, ters akıntıya girmeye çalışırlar. Bu çaba beraberinde sahildeki seyircilere unutulamayacak bir seyir imkanı sağlar. Kuzeyden güneye giden tekneler ise, hep boğazın en ortasında kalıp; akıntının en kuvvetli olduğu yerleri yakalamaya çalışırlar.

Boğazın Arnavutköy, Kandilli Burnu ve Aşiyan gibi meşhur “burunlarında” akıntı en şiddetli halini alır ve buralarda teknelerin ilerlemeleri zorlaşır. Tüm bu özellikler, İstanbul Boğazı’nı gerek yarışmacılar, gerek izleyiciler açısından eşsiz bir yarış parkuru haline getirmektedir.